"Adamın biri doktoruna gider ve 'Doktor, kardeşim fıttırdı kendini tavuk sanıyor' der. Doktor da 'Getirseydiniz ya, tedavi ederdim' der. Adam şöyle der 'Evet ama doktor, yumurtaları çok işime yarıyor.' Galiba bende insan ilişkilerinde aynı şeyi hissediyorum. Akıldışı, mantıksız hatta saçma olduklarını bilseniz bile sürdürmeye çalışıyorsunuz. Çünkü hepimizin yumurtalara ihtiyacı var."
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Mayıs 2012 Perşembe
Annie Hall
4 Nisan 2012 Çarşamba
La Vie En Rose ve Edith Piaf
Yönetmen: Olivier Dahan
Oyuncular: Marion Cotillard, Jean-Pierre Martins, Gerard Depardieu
Yapım: Fransa
Yıl: 2007
Tür: Biyografik, Dram, Müzik
Süre: 140 dk.
"Ünlü fransız şarkıcı Edith Piaf'ın hayat hikayesini çocukluğundan başlayarak anlatır La Vie En Rose filmi. Sadece bir şarkısını bilmeme rağmen, sanki yıllardır Edith Piaf dinlemiş, tüm şarkılarını ezbere bilen birinin hayranlığıyla bitirdim filmi ve hemen ardından şarkılarını dinlemeye başladım. Her şarkısı sanki yeni bir şey keşfediyormuş hissi verir. Hiç bilmediğim bir ülkenin yerel bir yemeğini yiyormuş gibi hissettim. Özellikle Fransızca müziğe yabancı birisi olarak çok çok farklı ve güzel. Sadece müzikal bir biyografik film değil yoksul, zorlu ve acı bir hayat yaşamış Edith Piaf'ı izliyoruz. Süper ötesi oyunluğunu ile Marion Cotillard müthiş iş başarmış. Daha önce "Cesaretin var mı aşka?" filminde görmüş çokta dikkatimi çekmeyen bir oyuncuyken bu filmden sonra takip listeme almış bulundum. Öyle bir oyuncu ki ne zaman "Non, Je ne regrette rien" şarkısını dinlesem filmde onu söylerken ki yüz ifadesi gelir aklıma. Edith Piaf'tan daha Edith Piaf olmuştur. Ayrıca Gerard Deperdieu'u az da olsa görmek güzeldi."
Edith Piaf
(1915 - 1963)
Amerikan bir gazeteci ile yaptığı röportajı sırasında:
- Bir kadına öğüt verecek olsaydınız bu ne olurdu?
- Sev
- Bir genç kıza?
- Sev
- Peki bir çocuğa?
- Sev



Create a playlist at MixPod.com
17 Mart 2012 Cumartesi
Düşler, Tutkular & Suçlar (2003)
Orjinal Adı: The Dreamers
Yapım Yılı: 2003
Tür: Dram
Süre: 1 sa. 55 dk.
Yapım: Fransa, İngiltere, İtalya
Yönetmen: Bernardo Bertolucci
Senarist: Gilbert Adair
Oyuncular: Michael Pitt, Eva Green, Louis Garrel
"Öğrencilerin sesini yükseltmeye başladığı, o ünlü 68 Baharı'ndayız. Isabelle ve erkek kardeşi Theo, bohem aileleri tatilde olduğu için Paris'te yalnız kalmışlardır. Matthew isimli Amerikalı bir öğrenciyi evlerine davet ederler. Üçünün de ortak özelliği ise filmlere olan düşkünlükleridir. Zamanla, konukla aralarındaki ilişki tutkularının peşinden cinselliği tüm yönleriyle keşfedecekleri arzu dolu bir oyuna dönüşür. Dışarıda ise devrim sesini çoktan yükseltmeye başlamıştır."
"Ben en açgözlülerdendim. Hani şu ekranın dibinde oturanlardan. Neden bu kadar yakın? Belkide görüntüler ilk bize ulaşsın diye. Hâlâ yepyeniyken, hâlâ tazeyken. Arka sıralara atlamadan önce temizken, seyirciden seyirciye, koltuktan koltuğa yansıyarak sonunda bir pul boyutuna projeksiyon odasına dönmeden. Belki de perde gerçek bir perdeydi, dünyayla aramıza çekilmişti."
"Beni iyi dinle, dünyayı değiştirmeden önce onun bir parçası olduğunu kabul et. Böylece dışarıdan durup bakamazsın."
" - Bence şanslısınız. Keşke benim ailem de böyle olsaydı.
– Başkalarının aileleri her zaman çok daha iyidir. Ve her nedense büyükanne ve büyükbabalarımız her zaman en iyisidir.
- Bu kesinlikle doğru, daha önce aklımıza gelmemişti."
"Film yönetmeni bir bakıma röntgenci gibidir. Kamera sanki anne babanın yatak odasının anahtar deliği. Onları gözetliyorsun, iğrenç bir şey. Suçluluk duyuyorsun. Ama yine de bakmadan edemiyorsun. Bu filmleri suç, yönetmenleri suçlu yapıyor. Yasadışı olmalıymış gibi."
SOUNDRACK:
1.Third Stone From The Sun - Jimi Hendrix2.Hey Joe - Michael Pitt & The Twins Of Evil3.Quatre Cents Coups (Score From "Les Quatre Cents Coups") - Jean Constantin4.New York Herald Tribune (Score From "A Bout De Souffle") - Martial Solal5.Love Me, Please, Love Me - Michel Polnareff6.La Mer - Charles Trenet7.Song For Our Ancestors - Steve Miller Band8.The Spy - The Doors9.Tous Les Garçons Et Les Filles - Françoise Hardy10.Ferdinand (Score From "Pierrot Le Fou") - Antoine Duhamel11.Dark Star (Exclusive Band Edit) - Grateful Dead12.Non, Je Ne Regrette Rien - Edith Piaf



Create a playlist at MixPod.com
12 Mart 2012 Pazartesi
Take Shelter (2011)
"Görünüşte mutlu bir aileye ve herşeyi alaşağı edecek bir sırra sahip bir adam hakkında derin ve ürkütücü bir inceleme... Sığınak, hem bir gerilim filmi hem aile draması hem de doğaüstü bir korku filmi. Üstelik oyunculuklar nefis ve görüntüler de olağanüstü bir güzellikte. "Fırtına geliyor!" ama görünüşte sadece kahramanımız için. Bu kabusları dışında Curtis, aslında karısı ve küçük sağır kızıyla mutlu bir hayat yaşayan sıradan biri. Gördükleri doğaüstü birer uyarı mı yoksa o da annesi gibi şizofren mi? Ailesini korumak için arka bahçeye bir sığınak kazacak kadar ileri gidiyor ama bir süre sonra, ailesinin asıl kendisinden korunması gerektiğini düşünmeye başlıyor. Açılış sahnesinden itibaren izleyiciyi kilitleyen ve sonunda hiç beklenmedik şekillerde savurup atan o ender filmlerden..."
Fragman:
Tür: Dram, Psikolojik, Gerilim
Yönetmen: Jeff Nichols
Senarist: Jeff Nichols
Oyuncular: Micheal Shannon, Jessica Chastain
Yapım: ABD
Süre: 2 saat
26 Ocak 2012 Perşembe
Cennet Sineması / Cinema Paradiso (1988)
Tür: Komedi, Dram, Romantik
Yapım: İtalya, Fransa
Süre: 2 sa. 2dk.
Yönetmen: Giuseppe Tornatore
" Artık ünlü bir yönetmen olmuş Salvatore, 30 yıl sonra bir arkadaşının öldüğü haberi üzerine doğduğu kasabaya geri döner. Kasabaya geldiğinde eski anıları canlanan Salvatore, Cinema Paradiso isimli sinemada projeksiyoncu olarak çalışan Alfred ile ilişkilerini hatırlar.Küçük bir çocuk olan Salvatore, günlerini Alfred'in yanında geçirmekte, filmlerle ilgili konuşmakta ve Alfred'in sinema konusunda deneyim ve bilgilerinden yararlanmaktadır. Babacan tavırlarıyla Salvatore'nin hayatında önemli bir yere sahip olacak Alfred sayesinde sinemaya olan aşkını ve tutkusu keşfedecektir.Sıcaklığı ve anlattığı yazlık sinema kültürüyle de Türk sinema kültürüne yakın bir noktada duran Giuseppe Tornatore'un başyapıtı Cennet Sineması, 1989 Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü kazanmasının ardından Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı'nı da ülkesine götürmüştü."
" Toto : Hiç dışarı çıkmadığını ve kimseyle konuşmadığını söylüyorlar. Neden?
Alfredo : Nasıl olduğunu bilirsin. Er ya da geç bir zaman gelir konuşsan da konuşmasan da hiç bir şey değişmez. Böylece sende çeneni kapatırsın."
“Arkadaşlarımı görünüşlerine, düşmanlarımı zekalarına göre seçerim.”
"Alfredo : Bu yerden çık git artık, içindeyken her şey değişmeyecekmiş gibi geliyor, sonra 1 yıllığına uzak kalıyorsun, her şey değişiyor, sana ait olduğunu düşündüklerin gidiyor.
Toto: Bunlar kimin sozleri? John Wayne, Humphrey Bogart, Henry Fonda ?
Alfredo: Bunlar kimsenin sözleri değil. Bunlar benim sözlerim… "
"Dünya’yı 2-3 günde yaratan tanrı, iyi iş çıkarmış, ama ben olsam daha uzun sürerdi ve daha güzel yapardım."

" Bak, sana bir hikaye anlatacağım Toto. Bir zamanlar krallığın birinde bir kral güzel prenses için ziyafet verir. Kapıda bekleyen asker kralın kızını görür ve bir çırpıda aşık olur. Fakat kralın kızının basit bir kapı görevlisiyle ne işi olabilir? En sonunda asker prensese ulaşır ve artık onsuz hayatının bir anlamı olmadığını söyler. Prenses askerin aşkından etkilenir. “Eğer balkonumun altında hiç hareket etmeden yüz gün yüz gece
bekleyebilirsen senin olabilirim.” der. Asker kabul eder ve prensesin balkonun altına gider. Bir gün, iki gün, üç gün, yirmi gün, otuz gün… Her gece prenses dışarı bakar, ama o kımıldamaz bile. Yağmurda, rüzgarda, karda… O hep oradadır. Kuşlar kafasına pisler, arılar sokar, ama o kımıldamaz. Doksanıncı günden sonra taş kesilmiş bir vaziyette gözlerinden akan yaşları zapt edemez. Uyumaya bile dermanı kalmamıştır. Tüm o günlerinde prenses onu camından seyreder. Ve doksan dokuzuncu günün akşamında asker sessizce çekip gider oradan. Bu hikayenin ne anlama geldiğini sorma. Çünkü ben de bilmiyorum. Eğer bir gün anlarsan sen bana söylersin."
7 Ocak 2012 Cumartesi
The Help (2011)
"1960larda Jackson, Mississippide geçen "the Help" sosyal kuralları yıkan ve kendilerini tehlikeye atan gizli bir yazı projesi etrafında sıra dışı bir dostluk kuran 3 farklı ve olağanüstü kadının ilişkisini anlatıyor.
Egenia "Skeeter" Phelan, yeni mezun olmuştur ve bir yazar olarak çalışmaktadır. Jackson, Mississippide birlikte büyüdüğü diğer kızların akine bir kariyer istemekte ve evli arkadaşları ve annesinin değişmeyen şaşkınlığına rağmen evliliği ve çocukları ertelemek konusunda çok kararlıdır.Yerel gazetede Bayan Myranın temizlikte püf noktaları işini alınca en iyi arkadaşının hizmetçisi Abileen dan yardım ister ve kendini New York daki bir kitap editörünün zoruyla gizli bir projeye başlarken bulur. Ortaya çıkardığı dokunaklı hikayelerden ilham alır.
Çok dokunaklı, mizah, umut ve duygu dolu "the Help" değişimi yaratma yeteneğini işleyen zamansız ve evrensel bir hikayedir. Film, benzersiz tarzlarıyla zafer kazanan ve kendi hayatlarının kahramanı olan bağ kurulabilen, komik ve cesur karakterleriyle hem ilham hem de güç verir."
Fragman:
Yönetmen : Tate Taylor
Senarist: Tate Taylor, Kathryn Stockett
Oyuncular: Emma Stone, Viola Davis, Bryce Dallas Howard
Tür: Dram
Süre: 2 saat 26 dk.
"Ben olmanın nasıl bir şey oldu olduğunu kimse sormamıştı bana. Bu konuda gerçekleri anlattığım an özgür kaldığımı hissettim." Abileen
4 Ocak 2012 Çarşamba
Sevmek Zamanı..
Metin Erksan/Sevmek Zamanı
(1965)
"Sen dostlukların, aşkların kolay kurulduğunu mu sanıyorsun, kolay mı sürdürüldüğünü sanıyorsun? Resmin ile aramda ne kadar uzun zamanlar geçti. İlk karşılaştığımızı dün gibi hatırlarım. Birden bana iyilikle, sevgiyle bakan bir yüz gördüm. Elbiselerim eskiydi, kirliydim, sakallarım uzamıştı. İnanamadım... O insanca bakışı bir daha göremem diye bir daha resme bakmaktan korkuyordum. İkinci kere zorlukla baktım resmine gene iyilik, gece sevgi vardı gözlerinde." Halil
Meral: Dostluğu aşan ilişkilerden neden kaçıyorsun?
Halil: Bu sözünle aşık olmayı kastediyorsan, dostluğu bu dünyada hiç bir şey aşamaz.
3 Ocak 2012 Salı
Bande a Part
" Bir dakikalık sessizlik uzun sürebilir. Ancak sessizliğin gerçek dakikası sonsuza dek sürendir."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














