Yeraltı Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeraltı Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2012 Pazartesi

Kinyas ve Kayra

               Hakan Günday - Kinyas ve Kayra


"Kurtulmaya gelmiyoruz dünyaya. Daha da saplanmak için buradayız. Dibine kadar. Onun için çürüyor bedenlerimiz."  S.65

"Ölüyü gömmek de dostluk, aşk gibi kavramları yalanlayan en büyük doğa geleneği. Ki bu gelenek hayatta kalana unutmayı emrediyor. Unutmak için toprağa gömmeyi. Yoksa kokutuyor cesedi. Çürütüyor gözlerinin önünde artık nefes almayan dostunu, sevgilini..."   S.109

"Dünya yuvarlak değil, dünya bir tarafı yukarıda olan oval bir tepsi. Hepimiz kayıyoruz. Gümüş bir tepsiden düşüp kırılan bardaklarız. Ruhum kararıyor." S.162
"Çamurdan yarattığı insanoğlunun içinde birinin hala çamur olarak kaldığını görmek korkutuyordu yukarıdakileri. Çamur kadar şekilsiz, yararsız, pis bir yaratık istemiyorlardı ayak altında."  S.189

"En kötü kabus bile iyidir hayatın kendisinden."  S.346

"Üzücü bir hikaye. Düşük bütçeli bir  Hint filmi senaryosu. İlk defa dinlediğim bir acı değildi, Anita'nın anlattığı. Yoksulluk ve güzel bir vucut yan yana geldiğinde, dünya hemen hemen her yerinde aynı sonuçlar doğardı. Dünya'nın en eski mesleği fahişelikse, dünyanın en eski hayal kırıklığı da aşktı."  S.399

"İçine ne kadar doldurursa doldursun, yine de hafifti hayat. Çünkü altı deliktir. Delikse ölümdür, bütün kazançlar bu delikten kayıp gider."  S.461

"Hiçbir şey hayatın sonu değildir, hayatın sonu bile hayatın sonu değildir! Çünkü sen ölürsün, başkaları yaşar." S.474

"Mucize değildi dünyanın en aşık adamı ile en aşık olunacak kadınının karşılaşması mucize değildi! Hayattı."  S.483

"Dünya, üzerinde durulamayacak kadar kaygan. Nasıl sallanan bir sandalyenin üzerinde ayakta durmak imkansızsa, dünyada da ayaklarımızın üzerine basmak çok zor. Ancak yere yatarsak düşmeme şansımız var."  S.500

"Mutsuzluğun nedeni başarısızlıktan gelmemeliydi, hele hayal kırıklığı göz yaşlarının nedeni olmamalıydı. Neden insanlar bir türlü anlamıyorlardı hayattan hiçbir şey beklenmemesi gerektiğini."
"Bir mekanda otururken garsonun gelmesi ve kesilmek zorunda kalınmış pek çok konuşmaya dair tespiti güzeldi. Ne ölüm tehditleri, ne  evlenme teklifleri beklemiştir o garsonun masaya geldiği anlarda. Dünyanın  en ölü anlarından biri hakikaten."  


"ÇÜNKÜ BURADA HER ŞEY VAR! HER ŞEY VAR!"





MusicPlaylist
Music Playlist at MixPod.com

3 Ocak 2012 Salı

Ekmek Arası / Charles Bukowki


"Turgenyev çok ciddi bir yazardı ama beni güldürüyordu, çünkü bir gerçekle ilk karşılaşma gülme duygusu uyandırıyordu insanda. Başka birinin Gerçeği sizinde gerçeğiniz ise ve o bunu sizin için dillendiriyorsa müthiştir."  S.116

"Kelebeklerin ve arıların arzuladığı bir çiçek olmak varken, sinekleri cezbeden bir bok parçasıydım. Yalnız yaşamak istiyordum, yalnız olunca daha iyi hissediyordum kendimi, daha demiz, ama onlardan kurtulacak kadar zeki değildim. Onlar benim efendilerimdi belki de, şekil değiştirmiş babalarım." S.118
"Sorun seçimlerini hep iki kötü arasında yapmak zorunda kalmandaydı, ve seçimin ne olursa olsun bir parçanı daha kesiyorlardı. Kesecek bir şey kalmayana dek. İnsanların çoğu yirmi beş yaşında mahvolmuştur. Araba süren, yemek yiyen, çocuk sahibi olan, kendilerine en çok benzeyen başkan adayına oy vermek gibi her şeyi yapabilecek en kötü şekilde yapan götlerden oluşmuş bir toplum." S.133

"İlgi duymuyordum.Hiç bir şeye ilgi duymuyordum.Nasıl kaçabileceğime dair fikrim yoktu.Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa.Benim anlamadığım birşeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belkide..mümkündü..sıksık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama..intihar?..tanrım,çaba gerektiriyordu..beş yıl uyumak isterdim ama izin vermezlerdi." S.134

"Herkes sisteme uyup içine girebileceği bir kalıp bulmak zorundaydı. Doktor, avukat, asker, ne olduğu mühim değildi. Kalıbını bulduktan sonra ileriye doğru gitmeye çalışıyordun. Sussex de herhangi biri kadar çaresizdi. Ya bir kalıp bulurdun kendine, ya da açlıktan ölürdün." S.135 

"Önümde uzanan yolu görebiliyordum. Yoksuldum ve yoksul kalacaktım. Para değildi özellikle istediğim. Bilmiyordum ne istediğimi. Hayır, biliyordum. Saklanabileceğim, saklanıp hiçbir şey yapmak zorunda kalmayacağım bir yer istiyordum. Bir şey olma düşüncesi beni korkutmakla kalmıyor, hasta ediyordu." S.148

"Orada oturmuş içerken intihar olasılığını düşündüm, ama tuhaf bir şekilde bedenimden ve varlığımdan hoşnuttum. Ne kadar korkmuş olsalarda benimdiler. Aynaya bakıp sırıttım: gideceksen beraberinde, sekiz ya da on ve ya yirmi kişiyide götür." S.215

"Karyolama oturup kendime bir içki koydum. Kapımı açık bırakmıştım. Şehrin gürültüsüyle beraber ay ışığı sızıyordu odama: müzik dolapları, otomobiller, küfürler, köpek havlamaları, radyolar... Hep beraberdik. Aynı bok çukurunun içindeydik hepimiz. Kaçış Yoktu." S.216





MusicPlaylist
Music Playlist at MixPod.com

Pis Moruk...

Charles Bukowski


                                                                   (1920 - 1994)